Salı, Ağustos 29, 2006

The HAgue, Den Haag, LAHEY, La haye

Dedim ya, gezeceğim diye.. Gezdim tabii ki. Çıktım evden, önce yürüdüm yürüdüm... Kaybolmadım ama, yolumu bulamadım, aynı yerlerden geçtim birkaç defa, sonra buldum. Harita satın aldım, tanımladım olduğum yeri ( deniz fenerinden sonraki üçüncü bankta olmaktan çok daha zor buralarda nerede olduğunu bilmek). Botero'cuğumun sergisine gittim ki, ne göreyim BİTMİ�... Hem de pazartesi, eh be! diyordum ki, açık havada heykelleri duruyor. Ben heykel yaptığını bilmiyordum (http://www.denhaagsculptuur.nl/2006/en#node-30) LAt5in amerikalı okuldan atılmış sanatçı, şişman insanları norm olarak çizdiği için tüm komplekslerşmden arınmamın içine neşe yaratıyor. Kolombiya'lı... Ama tam geziyordum ki, yağmurluğu ve şemsiyesi olmayan benii tanrı artık en sıvısıysa, açıklıyordur bir yerlerde :P yağmurla ıslatmaya başladı. Ben de buna daha fazla dayanamayarak, müzeye gittim. "Mauritshuis ". İnci Küpeli Kız orada, ama ben sonra bir daha gideceğim için, görmeyi tercih ettiğim Rubens leri gördüm ve Caravaggio dan etkilenmiş olduğunu öğrendim Rubens'in, ve öğrencilerine çizdiriyormuş bazı detayları... Camille Claudel'in anlattığı, one sanırım en çok üzen 'uygulamacılar' gibi. Ama tabii ki çok güzellerdi rubensler. Rembrandt sergisi de var. Yakın zamanda gideceğim işte.. �ehir gerçekten görülmeye değer, çok güzel. Akşam da, deniz kenarında yemeğe gittim. Orada da muhteşem heykeller var. Scheveningen yerin ismi, müze var bir de, Beelden aan Zee, bahçesinde muhteşem muhteşem muhteşem heykeller var, onları da gördüm, çok mutlu oldum. Değiştim, güzellestim :) hareketli harekelti, insanın içini açıyorlar, hava da o kadar kötüydü ki, rüzgar, yağmur, deniz bir yandan isyanlarda, sevin beni mi diyor, gidin mi diyor anlaşılmıyor. Çok güzeldi, (histerisinden keyif almış gibi oldu :P )

Hiç yorum yok: