Bu yaziyi bir arkadasim Siyah Kugu filminden bahsederken gonderdi bana, ben de yaziyla ilgili dusuncelerimi yaziyaziverdim.
Ece Temelkuran'in dusuncelerini sade ve anlasilir, yine de etkili ve derin iletmesi hosuma gitti en cok bir de kose yazarligindan gelen yargilayici oldugunu dusundugum yaklasimina biraz imrenerek baktim. Yargilamaktan o kadar kaciniyoruz ki biz, belki de bir yerde gucunu yitiriyor cumlelerimiz cok daha derinden gelen bir guc arayisiyla, insan olmak, esit olmak arayisiyla. Fakat yargilamak lazim, erkekleri degil ama bilincli ya da bilincsiz sekilde icinde rahat yasadiklari bu duzeni yargilamak lazim. Bunu degistirirken onlarin da bizim ozgurluk danslarimizda olmalari gerektigini soylemek lazim cekinmeden.
Yazinin icerigine gelince, gozlemlerin cok yerinde oldugunu dusunuyorum. Okurken, evet cok dogru, benim canavarim nerede, annemin kizi olarak benim canavarim ne kadar buyuk ne kadar kucuk, diye dusundum. Hepimizin yolunu kesen, kiz cocuklugundan gelme kalma canavarlari var, bir seylere ragmen bir seyler yapmaya alistik kadin olarak; ama bir noktada kesinlikle katilmiyorum Temelkuran'a. "Hiçbir prens kurtarmaz bizi canavarlardan. Ama ancak bir prens bizi sevdiğinde kendimizi kurtarırız kendimizden. " demis; bu kurtarilmayi neden baska prenslere ve onlarin sevkatlerine bagliyoruz? Sevmek, sevilmek ve anlasilmak cok guzel elbette, kendiyle savasmayan kadinlarin korkutuculugunu da biliyoruz toplumda; ama yine de neden baskalari kurtariyor bizi? Ozgurlugumu elime almak istiyorum ve bu gucu annemden, topraktan, deneyimleyebilen ellerimden almak istiyorum, aliyorum.
Kadinlarin ic durdurucularina ve elestiricilerine, mukemmelliyet arayiscilari olan ic iskence dongulerine bir baskasinin sevgisi uzerinden cozum bulmak ayni duzenin parcasi degil midir? Bir adim daha atsak gercek anlamda ozgur olmaz miyiz?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder